DETAYLI BİLGİ İÇİN
FORMU DOLDURUN
  • Kampanyalardan Telefon, Sms ve Mail yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Türkiye

Türkiye Cumhuriyeti; doğal güzellikleri, manzaraları, plajları, tarihi değerleri, gece hayatı ve yemek kültürü sayesinde her yıl milyonlarca turist ağırlamaktadır.

Avrupa’nın turizm açısından en gelişmiş ülkelerinden biridir.

Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı da Türkiye’de yer almaktadır.

Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Asya kıtasını Avrupa’dan ayırır. Bundan dolayı Türkiye konumundan dolayı önemli bir yere sahiptir.

Ülke topraklarının büyük bir kısmı Asya kıtasında yer alırken, küçük bir kısmı da Avrupa kıtasındadır. Kuzeybatısında Bulgaristan, batısında Yunanistan, kuzeydoğusunda Gürcistan, doğusunda Ermenistan, İran ve Nahçıvan, güneydoğusunda ise Irak ve Suriye ile komşudur. Güneyinde Akdeniz, batısında Ege Denizi, kuzeyinde ise Karadeniz bulunmaktadır.

En Çok Ziyaret Alan Şehirleri; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya’dır.

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile birbirinden ayrılan iki yarımadadan oluşur. Türkiye, Akdeniz ve Ege boyunca uzanan uzun kıyıları ile yabancı turistlerin gözdesi olmuş bir destinasyondur.

Avrupa ve Asya kıtaları arasındaki geçiş yolları üzerindeki konumu Türkiye’ye anlamlı bir güç ve önem kazandırmaktadır. Türkiye, siyaset bilimciler ve ekonomistlere göre stratejik konumu, büyük ekonomisi ve askeri kabiliyetiyle bir bölgesel güçtür.

TÜRKİYE'DE ULAŞIM

Avrupa’nın geleceği en parlak gayrimenkul pazarlarından biri olan Türkiye için emlak pazarlarında sıklıkla kullanılan “konum, konum, konum” deyişi ülke için oldukça uygun bir söylemdir. Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’nın kesişim noktasındaki stratejik konumu ve 81 milyona yakın nüfusuyla Türkiye, güçlü inşaat sektörünü giderek büyüyen ticari ve sınai üretimiyle bir araya getirerek gayrimenkul geliştiricileri ve yatırımcıları için harika fırsatlar sunmaktadır.

Karayolları

En yaygın ulaşım türüdür. Yük taşımacılığının % 70’i, yolcu taşımacılığının % 90’ı karayolu ile yapılmaktadır. 1950’den sonra karayolu yapımı artmış, ulaşım araçları çoğalmıştır. Şu anda karayolları Türkiye’nin hemen her yerine ulaşabilmektedir. Ülkemizde karayolu uzunluğu toplam 65 bin km’yi aşmıştır. Ancak, petrol ihtiyacının büyük çoğunluğunun ithalatla sağlanması, yol yapım ve bakım masraflarının çok olması karayollarının pahalı ulaşım yolu olmasına neden olmuştur. Akdeniz, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerimiz dışında diğer bölgelerimiz karayolu yapımına daha elverişlidir. Akdeniz, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yerşekillerinin engebeli olması, yol yapımını zorlaştırmış bu bölgelerde ulaşımda geçitlerin kullanımını zorunlu kılmıştır.

 

 

Demiryolları

Türkiye’de ilk demiryolu hattı 1866 yılında İzmir – Aydın arasında yapılmıştır. Demiryolu taşımacılığı karayolu taşımacılığına göre daha ekonomiktir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında demir yollarına önem verilmiştir. 1950’den sonra demiryolu yapımı azalmıştır. Şu anda ülkemizde demiryollarının uzunluğu 8607 km’si anahat olmak üzere 10.300 km’yi geçmiştir. Ülkemizde yerşekillerinin engebeli ve ortalama yükseltinin fazla olması demiryolu yapımını zorlaştırmıştır.

Doğu Karadeniz Bölümü, Antalya Bölümü, Hakkari Bölümü ve Menteşe yöresi demiryolu ulaşımının olmadığı alanlardır. Yolcu ve yük taşımacılığında demiryolunun payı yaklaşık % 10 ile % 15 arasındadır. Demiryolları kara içinde en ucuz taşıma sistemidir.

 

 

 

Denizyolları

En ekonomik ulaşım türüdür. Çünkü deniz taşıtlarının yük ve yolcu kapasitesi fazladır. Yol yapımı ve yenileme giderleri yoktur. Liman yapımı giderleri fazladır, fakat bir kere yapılır, uzun yıllar kullanılır. Kıtalar arasında ithalat ve İhracat deniz yolu ile daha kolay ve ucuzdur.
Ülkemizde coğrafi konum bakımından deniz ulaşımına elverişlidir. Çünkü;

1. Üç tarafı denizlerle çevrilidir.
2. Karadeniz; İstanbul ve Çanakkale Boğazı ile diğer denizlere açılır.
3.  Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Cebelitarık Boğazı’yla diğer deniz ve okyanuslara bağlanır.
4. Kıyılarımızda doğal limanlar çoktur.

Önemli Limanlarımız

İstanbul Limanı: Yük ve yolcu trafiği bakımından en büyük limanımızdır. İhraç ürünlerinin çoğu bu limana boşaltılmakta daha sonra yurdun diğer kesimlerine gönderilmektedir. Ayrıca yolcu gemileri için transit limanıdır.

İzmir Limanı: İstanbul limanından sonra en işlek limandır. Güney Marmara ve Ege Bölgesi’nin ürünleri bu limandan ihraç edilir.

Mersin Limanı: Yükleme ve boşaltma yönünde İstanbul’dan sonra en kapasiteli limandır. İhracat limanı ve Ortadoğu’ya yönelik transit liman özelliğindedir.

Antalya Limanı: Özellikle yaş meyve ve sebze ihracatında ve turizm amaçlı kullanılmaktadır. Demiryolu bağlantısı olmadığından hinterlandı geniş değildir.

Samsun Limanı: Orta Karadeniz’in en önemli limanıdır.

Trabzon Limanı: Doğu Karadeniz’in en önemli limanıdır. Zigana Geçidi, limanın gelişmesine katkıda bulunmuştur. İran transit limanı özelliğindedir. Buraya gelen mallar karayolu ile İran’a taşınır. Demiryolu bağlantısı yoktur. Ayrıca Bandırma, İzmit, Zonguldak gelişme gösteren limanlarımızdır. Kuşadası, Çeşme-Bodrum, Marmaris, Antalya turizm amaçlı yat limanlarımızdır.

Bir limanın iç bölgelerle olan ulaşım bağlantısı özelliğine Hinterland (artülke-artbölge) denir. Hinterlandın büyüklüğü ve genişliği; ulaşım kolaylığı ve çokluğu, liman çevresindeki ekonomik etkinliklerin kapasitesi ve niteliğine bağlıdır. Hinterlandı geniş limanlar gelişmeye elverişli limanlardır.

 

 

Havayolları

En hızlı ulaşım şeklidir. Ülkemiz ulaşımında payı en az olan ulaşım sektörüdür. Çünkü hava ulaşımı yüksek teknoloji ve büyük sermaye istemektedir. Son yıllarda hava ulaşımında önemli artışlar meydana gelmektedir. Ülkemizde havayolu, yolcu taşıma, ithalat ve haberleşme alanlarında kullanılmaktadır.

Önemli hava alanlarımız şu illerdedir:
İstanbul (Atatürk ve Sabiha Gökçen havaalanı),
Ankara (Esenboğa havaalanı),
İzmir (Adnan Menderes havaalanı),
Antalya, Adana, Erzurum, Diyarbakır, Bodrum, Malatya, Elazığ, Van, Samsun, Muğla (Dalaman), Konya, İsparta, Eskişehir, Trabzon, Samsun ve Kayseri’dedir.

TÜRKİYE'DE YAŞAM

Yeni bir hayata başlamak, çalışmak ya da emekli olmak için yabancı ülkelerden giderek artan sayıda kişi Türkiye’ye yerleşmektedir. Türkiye, son on dört yıl içinde çarpıcı bir biçimde değişim göstermiş ve bazı alanlardaki modernleşme süreci çok hızlı gerçekleşmiştir.

Eşsiz coğrafi konumu, zengin ve derin tarihi ile değişik kültür ve uygarlıkların beşiği olarak kazandığı ün ile Türkiye, yabancı ülke yurttaşları ve aileleri için ayrıcalıklı bir seçenektir.

Türkiye’nin yeni sakinler bulduğu ülkelerin başında İngiltere, Almanya, İrlanda, Danimarka, Hollanda, Norveç, Avusturya, Belçika, Fransa, ABD ve çeşitli Körfez ülkeleri gelmektedir. Mülkiyet kanunundaki mütekabiliyet esasının kaldırılmasıyla birlikte tüm dünyadan yabancı uyruklu emlak alıcıları ve yatırımcılar Türkiye’de emlak alım-satımı yapabilmektedir.

Emlak sektörünün çok hızlı bir gelişim gösterdiği Türkiye’de, her gelir düzeyine hitap eden konut seçenekleri mevcuttur. Şehir merkezlerinde yer alan apartman dairelerinden, banliyölerdeki müstakil evlere ve geniş hizmetlerin sunulduğu lüks konutlara kadar çeşitli alternatifler bulunmaktadır. Özellikle büyük şehirlerdeki modern toplu konut projelerinde, şehir yaşamının gereksinimlerini karşılamaya yönelik özel güvenlik, çocuk parkları, spor alanları, sosyal tesisler, otopark ve alışveriş merkezi gibi tüm olanaklar konut sakinlerine sunulmaktadır.

Türkiye’de çalışmak ya da ikamet etmek isteyen yabancıların çalışma ve oturma izni alabilmeleri için gerekli evraklarla birlikte ilgili Türk makamlarına başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Türkiye’de istihdam edilecek yabancıların çalışma iznine ilişkin usul ve esaslar eğitim, ev hizmetleri, sağlık hizmetleri, turizm, havacılık, eğlence sektörleri ve diğer sektörlerin yanı sıra doğrudan yabancı yatırımlar, özellik arz eden doğrudan yabancı yatırımlar, mesleki hizmetler ve irtibat büroları için farklılık göstermektedir. Öte yandan, yabancılara yönelik oturma izinleri Türkiye’deki taşınmaz mülkiyeti durumu ile ticari bağlantı veya iş kurma amaçları esas alınarak düzenlenmektedir.

Türkiye’nin hızla gelişen altyapısı özellikle ulaştırma alanında kendisini göstermektedir. Ülke çapındaki 50’yi aşan havaalanı sayesinde yolcular çoğu destinasyona bir saatten az bir sürede seyahat edebilmektedir. Duble yollar ve otoyollar sayesinde büyük şehirlere kara yolu ile ulaşım oldukça rahattır. Ayrıca, son on yılda hızlı tren projeleri seri bir şekilde hayata geçirilmiştir. Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’te Türkiye’nin 14 büyük şehrinin hızlı tren hatlarıyla birbirine bağlanması hedeflenmektedir.

Türkiye’de eğitim sisteminde son on yılda çeşitli reform adımları atılmıştır. On iki yıllık zorunlu eğitim ve hızla artan okul sayısı ve eğitim tesisleri en önemli adımlardır. Türkiye’de devlet okullarının yanı sıra çok sayıda özel okul ve vakıf okulu da eğitim vermektedir. Bunlara ek olarak yalnızca yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim görebildiği uluslararası okullar da mevcuttur. Ayrıca İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca gibi önde gelen Avrupa dillerinin yanı sıra Rusça, Japonca ya da Çince gibi dillerde eğitimin verildiği kurumlar da bulunmaktadır.

Türkiye’deki hastaneler; devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ve özel hastaneler şeklinde sınıflandırılmıştır. Sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri esas itibarıyla devlet tarafından düzenlenmekle birlikte özel sağlık sigortası yaptırmak da mümkündür. Türkiye’deki kamuya ait veya özel hastanelerin önemli bir kısmı, altyapı ve uzmanlık itibarıyla uluslararası standartlarda hizmet vermektedir.

Türkiye; hobi, eğlence, kültür ve sanat aktiviteleri bakımından birçok alternatif sunmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde sinema, tiyatro, konser, bale, modern dans, opera ve sergi gibi birçok kültürel aktiviteye katılma imkânı bulunabildiği gibi, ülke genelinde geleneksel eğlence faaliyetleri ve yerel festivaller de giderek daha fazla ilgi görmektedir.

Futbol, basketbol ve voleybol gibi geniş kitlelere hitap eden sporlara ek olarak golf, dağcılık, aletli dalış, rafting, kayak ve yatçılık gibi alternatif spor imkanları da bulunmaktadır.

Farklı uygarlıkların merkezi konumunda bulunan Türkiye, iklimlerin geçiş noktasında yer alması itibarıyla, farklı bölgelerde eş zamanlı olarak farklı aktivitelerin yapılmasına olanak tanımaktadır. Örneğin, bir bölgede kayak yapılırken aynı gün başka bir bölgede denize girmek mümkündür.

TÜRKİYE KONUT SEKTÖRÜ

Avrupa’nın geleceği en parlak gayrimenkul pazarlarından biri olan Türkiye için emlak pazarlarında sıklıkla kullanılan “konum, konum, konum” deyişi ülke için oldukça uygun bir söylemdir. Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’nın kesişim noktasındaki stratejik konumu ve 81 milyona yakın nüfusuyla Türkiye, güçlü inşaat sektörünü giderek büyüyen ticari ve sınai üretimiyle bir araya getirerek gayrimenkul geliştiricileri ve yatırımcıları için harika fırsatlar sunmaktadır.

Türkiye gayrimenkul sektörüne ait bazı önemli veriler ve rakamlar şu şekildedir:

  • Gayrimenkul sektörü, son on yıl içinde GSYİH’nin yaklaşık %8,4’ünü oluşturmuştur. Yatırım tarafında ise toplam doğrudan yabancı yatırım (DYY) girişi 2017 yılında 10,8 milyar ABD doları olarak kaydedilirken, gayrimenkul ve inşaat sektörlerinin bu tutar içindeki payı 4,6 milyar ABD doları (%42,9) olmuştur.
  • Özellikle İstanbul’a yönelik kentsel dönüşüm çalışmaları ve mega projeler yakın gelecekteki faaliyetlere yön vermektedir. Marmaray, Kanal İstanbul, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli, 3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli ve İstanbul’un 3. havalimanı şehirdeki mega projeler arasında sayılabilir.
  • Kentsel Yenileme ve Dönüşüm girişimi 7,5 milyon konutu kapsayacaktır. 400 milyar ABD doları bütçesi olan bu girişime özel sektör büyük katkı sağlamaktadır.
  • Knight Frank Küresel Konut Fiyatları Endeksi’ne göre Türkiye, yıllık fiyat artışı endeksinde 2017 yılının 3. çeyreğinde 56 lokasyon arasında 6. sırada yer almıştır. Türkiye, yıllık %11,1 artış gösteren fiyatlarıyla Avustralya, Letonya ve Hindistan’ı gerisinde bırakarak dünyanın en iyi performans sergileyen konut pazarlarından biri haline gelmiştir.
  • Türkiye emlak pazarında satılan toplam konut sayısı 2017 yılında 1,4 milyon adede ulaşmıştır. 2012 yılında mütekabiliyet yasasının kaldırılması ile yabancılara gayrimenkul satışları da artmaya başlamıştır. Türkiye’de 2017 yılında bir önceki yıla göre %22,2 artışla yabancılara toplam 22.234 adet konut satılmıştır. Yabancılara konut satışında, İstanbul 2017 yılında gerçekleşen 8.182 satışla ilk sırada yer alırken, onu 4.707 satışla Antalya, 1.474 satışla Bursa ve 1.079 satışla Yalova izlemiştir.
  • İstanbul’daki A sınıfı ofis stoku, 2017 yılı sonu itibarıyla 249 ofis binasında 5,3 milyon metrekareyi aşmıştır. Ofis pazarında 2010 ile 2017 yılları arasında brüt kiralanabilir alandaki yıllık ortalama artış yaklaşık %12 olmuştur. 1,2 milyon metrekarenin üzerinde ofis arzının inşaatı devam etmektedir ve 2020 yılı sonu itibarıyla toplam A sınıfı ofis arzının yaklaşık 7,1 milyon metrekare brüt kiralanabilir alana ulaşması beklenmektedir.
  • Türkiye’de faal durumda olan 401 adet alışveriş merkezi bulunmaktadır; bu alışveriş merkezlerindeki toplam brüt kiralanabilir alan 12,2 milyon metrekaredir. İstanbul’daki 114 alışveriş merkezine ait 4,2 milyon metrekarelik toplam brüt kiralanabilir alan, Türkiye’deki toplam kiralanabilir alışveriş merkezi alanının %34’üne karşılık gelmektedir.
  • İstanbul, JLL 2016 Sınır Ötesi Perakende Çekicilik Endeksi’ne göre Londra, Paris, Moskova, Milano ve Madrid’in ardından Avrupa’nın en cazip 6. pazardır.
  • Son yıllardaki büyümeye rağmen Türkiye, kişi başına ortalama kiralanabilir alan toplamı bakımından hâlâ Avrupa ortalamasının gerisindedir. Bu da perakende alanında büyüme potansiyelinin devam ettiğine işaret etmektedir.
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre 2016 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 3.641 adet derecelendirilmiş otel ve bu otellerde 426.981 adet oda yer almaktadır. Otel stokunun %42,7’sini 5 yıldızlı oteller oluştururken, 4 yıldızlı otellerin bu stok içindeki payı %24,8; 3 yıldızlı otellerin payı ise %12,6’dır.

 

 

Gayrimenkul sektörü, demografik dinamikler, ekonomideki değişim ve faiz oranlarındaki artış gibi gelişmelerden en fazla etkilenen sektörlerin başında geliyor. Rekabet avantajını sürdürebilmek için, şirketlerin riskleri doğru hesaplamaları ve doğru fırsatları yakalamaları gerekli.

 

 

2018 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,57 oranında artan HKFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 9,36 oranında artarken, reel olarak ise yüzde 5,23 oranında azalmıştır.

 

Tablo 1 : Konut Fiyat Endeksleri ve Birim Fiyatlar

 

 

 

 

Üç büyük ilin hedonik konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2018 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre İstanbul, Ankara ve İzmir’de ise sırasıyla yüzde 0,43, 0,75 ve 0,65 oranlarında artış gözlenmiştir. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre ise, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 3,70, 7,30 ve 15,02 oranlarında artış göstermiştir.